Su kenarında çamaşır yıkayan kadınların yaptıkları işin bir yabancı için garip gelişini anlatır Mesnevi'de Mevlana. Birileri suya soka çıkara ıslatırken, diğerleri kuruması için sıkmakta ve asmaktadır. Yabancıya, hayatın yabancısına anlamsız ve saçma gelir bu ardı ardına eylemler. Madem kurutacaktınız neden ıslıyorsunuz, ya da, madem ıslıyorsunuz o halde neden kurutuyorsunuz? Devamında buyurur ki “Nalları ters çakmıştır Tanrı”. Yunus da belki bu bağlamda “Bilmeyen ne bilsin bizi / Bilenlere selam olsun” der. İşbu edebiyat uğraşı da bu kalemden bir şeydir. Islatır kurutursunuz, bilen ancak bilir kirden arıttığınızı, ya da arıtıldığınızı. Hayatın çelişkisel akışı da böyledir, ters çakılan nalı acul kısa akıllı bilmez de gidilen yönü yanlış tanımlar. Uzgörü sahibi de olan bitene yapabileceği katkıyı yaparken, “neylerse güzel eyler” deyip olumlayıcı eylemliliğini sürdürürken aynı zamanda, ciğerlerini umut havasıyla doldurur.
Bir nokta katkıda bulunan herkese teşekkür ediyor, ediyoruz. Özellikle de Türk şiirinin iki Ustasına: Süreyya Berfe ve Cahit Koytak. Gönüllü katkılarından dolayı ve Berfe'nin “kalfa” tercihini de unutmayarak. “Bu gün Salı m ı şimdi” diye sormuştu Berfe, evet, her gün salı şimdi. Her gün aşura, her yer Kerbela. “ve oyun içinde oyun içinde oyun tasarlayan” (C.Koytak) dan, “o beyaz taş oyuncusunu nerede bulmalı” ( İ.Çiçek) diyene herkesin Kerbelası.
Ne mihnet kim çeker erbab-ı aşk ol dilrübadandır
Muhabbet ehline derd-ü bela kalu beladandır
Esenlikler…
M.S.
Ekim 2009 - 93. sayı yazıları