Bir Nokta da diğer edebiyat dergileri gibi “edebiyat burcu”nda inatla direniyor. Baş döndürücü bir hızla akan zaman iyi kötü her şeyi bir anafor gibi içine çekiyor ve çok şey yaşamamıza karşın hiç bir iz kalmıyor üzerimizde. Edebiyat da bu anaforun dışında bir sükunet ve duru bakış imkanı olmaya çabalıyor ve dergiler ise bu sükunetin ya da karşıduruşun mekanları.
Bir nokta yeni ve eski yazar ve şairleri ile niteliği önceliyor ve yaptığı işi iyi yapmaya çabalıyor. Maddi/manevi özgücüne yaslanıyor. Ülkenin yönetenlerinin edebiyat sanat gibi “küçük” ve “basit” işlerle uğraşmadığı malum. Kamu güncelin “tamu”sunda boğulurken, günceli durultmanın ve yarınlara “iyi şeyler” bırakmanın uzağında duruyor. Edebiyat dergileri, sanatçılar ve düşünürler yerine “bay konuşup duranlar”ın ve “köşe” kapan yazarların söylediklerine bakıyor. Oysa, “hayatın maverasında” duran ve kendini yiyip bitirircesine sanatsal çabalar içerisinde bulunanları bir dinleyiverse başka varoluş alanları, başka yaşama imkanları olduğunu da görecek . Ama nafile, böyle bir uzgörürlük yok.
Umut bu ya, belki, memleketi idare edenler ve olan bitene vaziyet edenler, edebiyatın ve sahici sanatın önemini bir gün kavrarlar. O gün her şeyin bitmemiş olduğu bir gün olur umarız.
“Her gün Âşura / Her yer Kerbelâ”, Muharrem'iniz hüznünüzün kızıl güllerinin açtığı günler olsun.
Esenlikler…
M.S
Ocak 2009 - 84. sayı yazıları