Herkesin Kendi Sabahı
“Herkesin en sabah” yeriydi. Herkesin sabahı kendineydi bir nevi. Ben, seni düşünüyordum. O yeşil gözlerini.
Yoldaydım. Yol uzuyor, uzuyordu. Varsın uzasın diyordu bir yanım. Ama bütünüyle sabırsızlanmadığımı söylesem kimseyi inandıramam biliyorum. En azından ellerim belli ediyor sabrımın kataldığını. Ellerim vücudumun üzerinde duraklayacak makul bir nokta bulamıyor. Görenlere bunu nasıl izah edeceğim? Bir bakıyorum cebimde, bir bakıyorum başımın üstünde, saçlarımın arasındalar. Eller bîkarar etrafımda dönüp duruyor. Gözlerim mütemadiyen ya ufukta ya kolumdaki saatte.
Ayrılığın, özlemin, kavuşma isteğinin, arzunun ve sabrın da belli bir lezzeti var. Ağız tadını kaçırmayacak ölçüdekilerden haz almasını bilmeli/ymiş. (Duy da inan/ma!)
Buna rağmen açıkça itiraf edeyim ki, bütün umudum şu soruda: “er ya da geç sana çıkmayacak mı her yolun sonu?” Öyleyse varsın bir takım maniler, söylenceler oluversin a canım!
Bil ve unutma ki, parmaklarının arasındaki yüreğimdir. Oynama fazla. Bir sırça saraydır o. Ah esmer güzeli o kalem parmakların arasında!
Metallerin birbirine sürtünürken çıkardığı iç gıdıklayıcı, tüyleri diken diken eden o ürpertici ses! Böyle zamanlarda canına tak ediyor adamın.
Küçücük avucunun içinde kaybolan o narin parmaklar yok mu, ellerin sabırsızca oynaşırlarken ezilen yüreğim. Aman!
Paramparçayım: gel ve bütünle beni. Anadan üryanım: sarmaşığım ol ört; ayıplarımı.
Ama gizleme benden ak süt kadar helalimi.
Bırak sere serpe yol alsın tepelerde ateşin gözler.
Güneş emsin rutubetimizi/hararetimizi.
Mahrem bir lodos süzülsün kıyılarda, kıvrımlarda sere serpe.
Terlesin. Sırılsıklam. Göversin gövdemiz aşktan.
Ama şimdi sırası değil. Geçelim bütün bunları bir yol; inceden.
Geçelim ve sana bir sır vereyim.
Tanrı seni inandırsın, yolculuk sırasında en çok dikkat ettiğim şey sürücünün şişmanlık oranıdır. Göbeği direksiyon simidine temas etmeyen bir şoför işkillendirir beni. Tedirginlik duygusunu çepeçevre kuşanırım. Yolculuk eziyete döner adeta. Direksiyon simidi ile göbek temas mesafesi uzak olan sürücü acemidir benim gözümde. Bana göre enine boyuna gelişkin bir şoförün belli bir rahatlatıcı özelliği vardır yolcuyu/yolculuğu.. Şişman şoförün kullandığı araçta saatlerce -üstelik kendi evimdeymişçesine- uyuyabilirim.
Ya öbürleri? Hak cümleyi görünür görünmez kazalardan-belalardan saklasın; Çelimsiz şoförün yanındaki koltukta seyahat ediyor olsam ayağım sürekli olmayan fren pedalındadır! İnanın yolculuk boyu ayağım frendedir. Dolayısıyla sürücüden daha çok yorulurum.
En sabah yerindeyim şehrimin ve akça düşün hayalimden çıkmıyor. Bunu nasıl isimlendirirsen isimlendir. Yorgunum, yorumsuzum. Doğrusanageliyorum.