Anasayfa Künye Yazarlar Arşiv Yorumlar Dağıtım Yerleri
96 Ocak 2010
bukalp seni unuturmu anjo muro
Hayat bir noktadan başlar Emine Koylu
Bu Arkadaş ÇOK Güzel Yazıyor
Alev Dülger
onur özbekrem süleyman unutmaz
söz şifadır çağatay uluer
İnsan, sözünde saklı-3 Fatma Feyza Şencanlar
İnsan, Sözünde Saklı-3

“Edebi olmayan kimse Tanrı lütfundan mahrumdur.”


Sesin tınısı, edebin kınıdır. Edeple bilenir bu kının içinde ses. Size öyle gelir ve öyle inanırsınız… Ses bir sükut taşıyıcısıdır zor zamanlarda. Sükut ise bildiğiniz her şeyden vazgeçip yeniden başlamaya doğru attığınız bir adımdır.


Sükûtu derinleştiren, nadiren nefes verdiği sözcüklerdir belki de. Bu yüzden “sesinin ağına düşmüşsünüzdür ilkin.”


Bu sesin cazibesi midir sizi sersemleten, yoksa yüreğinizin dağlarında yankılanan sessizliği midir, anlamazsınız hiçbir zaman.


Ama şu kesindir: Bir yorgun yaz akşamında, bütün cesaretinizi toplayıp başınızı ardınıza çevirdiğinizde, sizi bekleyen bir çift gözle karşılaşırsanız aniden, sırtını duvara yaslamış takatsiz bedenle; o zaman, yükü ağır kapıların yavaşça kapanması gibi yummak zorundasınızdır, göz kapaklarınızı.


Kaparsınız, ama ağırca…


Yılların kapattığı sisli bir ufuktan hafızanıza gelen görüntüyle avunursunuz artık:


Mahçup ve titrek bir ân'ı bitimsiz bir zaman aralığında hâlâ diri ve diriltici tutmak tercihiniz olmuştur.


Edebinizi korursunuz, ebediyyen… Size vaat edilen mucizeyi beklersiniz.


İhtimaldir ki, hiç mucize yaşamamış birkişi olarak sizin içli ve kahırlı bir bekleyişten öte nasibiniz yoktur.


Size bu yaşantıdan düşen pay, sükûtla bilenmiş edeple oyulan kovuğunuzda beklemektir. Mahrumiyetin de bir zevk olduğunun en samimi mümini olarak, artık mazlum olmanın edilgenliğine sığınırsınız:


….Tanrım, edeple bekliyorum. Gözümü kırpmadan. Bir an olsun bile aklımdan çıkarmadan. Üstelik, sadık bir müntesip gibi, ritüellerine sahip çıkarak…


Geniş lütuf bahçelerine ulaşmak için sabırla yürüyorum. Bedenimin yorgunluğuna aldırmadan, zihnimin bütün oyunlarını alt ederek…


Gönlümün daralan duvarlarını biteviye genişletiyorum… Sade bir ânın içine yüzyılları sığdırıyorum.


Fırtınaların ortasında, pusulasını şaşırmış bir kaptanın gemisindeyim… Ne azgın dalgalarından korkuyorum bu okyanusun… Ne de karanın görünmeyeceğine inananların acılı bakışlarından… İnan, kimseler bilmiyor, benim yaşadıklarımı. Edepli bir adam görüyorlar onlar.


Edepli ve sade bir adamım… Ne korkuları, ne fırtınaları, ne acıları, ne gözyaşlarını, ne feryatları, ne boyun eğmişlikleri, ne inkârları görüyor onlar.


Ben sözümü tutuyorum, aklımı şaşırtmadan, senden kopmadan…


Mahrum olan olmamak için haram olmanın zünnarıyla dolaşıyorum.


Öyleyse Tanrım, bütün yağmurlar niçin benim kirpiksiz gözlerimin içine doluyor; doldukça gönlümü sele verip, bir viraneye döndürüyor?


Neden Tanrım?


Mürsel Sönmez
Sürgünce-34
H. Ziya Taşkent
Geldiği Gibi
Resul Tamgüç
Özgür Gemi

Aliye Akan
Haberi Var

Nurettin Durman
Soru İşaretleri
Adem Turan
Şâir Yolda

Sıddık Ertaş
Anasır
Müştehir Karakaya
Çılgınlık Saatleri
Yasin Şafak
Gelecek Yarınlarda

M. Davut Yücel
Tahtaya Şiir
İbrahim Yarış
Işık Hanım'a Göre
Ali Görkem Userin
Cehennem Meselleri*

Süleyman Çelik
Sa'y, Adın Aşk Olsun
Sâre Çermik
Kışbahar